Milyonları
ölüme götüren hastalık...
Üst solunum yollarında görülen hastalıkların büyük bir
bölümü virüsler tarafından oluşturulur. Bu etkenler sayıca çok fazladır. Örnek
vermek gerekirse, 5 virüs ailesine ait yaklaşık 200 kadar virüs insanlarda üst
solunum yolları hastalıklarına yol açarlar. 200 kadar virüsün neden olduğu
hastalık tablosuna “soğuk algınlığı” adı verilir. Ancak, değinilen etkenlerden
bir tanesi, yani grip veya influenza virüsü, özel ve ağır bir hastalık tablosu
olan grip hastalığına sebep olur.

Grip kesinlikle basit bir hastalık değildir ve her yaş
grubu risk altındadır.
Gribin tarihçesi Amerika’da 20. yüzyılın başlarına kadar uzanır. Aslında herşey
1918’de sıradan bir Mart sabahı Kansas-Camp Fuston’da başladı. Aşçı Albert
Mitchell o gün kendisini kahvaltı hazırlayamayacak kadar bitkin hissediyordu.
Ateş, orta derecede boğaz ve kas ağrısı gibi grip benzeri semptomlarla sağlık
merkezine gitti. Kendisine yatak istirahati önerildi. Öğle saatlerinde 107
asker hastaydı. İki gün içinde çoğu ciddi zatürree şeklinde ölümcül olmak üzere
522 kişi hastalanmıştı. 48 kişi zatürree nedeniyle ölmüştü. Aynı şekilde diğer
askeri birlikler de aynı salgının etkisi altına girmişti. Hastalığın sebebi
olan virüs Avrupa’ya yayılmış, daha fazla insanı enfekte etmiş ve hastalık
ölümcül ilerlemesini sürdürmüştü. I. Dünya Savaşı nedeniyle genç erkeklerin
gemiler ve eğitim kamplarında toplanması ile hastalık hızla yayılmış ve askeri
gruplardan genel topluma ulaşmıştı. Bir hafta içinde Alcatraz Adası gibi izole
yerler influenza tarafından istila edilmişti. Sebep her ne ise havadan
bulaştığı kesindi. Daha sonra hastalık Atlantiği geçti. Nisan ayında Fransızlar
hastaydı, ayın ortalarında Japonlar ve Çinliler, Mayıs ayında da Afrika ve
Güney Amerikalılar hastalığa yakalanmışlardı. Hastalık çok ani başlayan
halsizlik, ciddi kas ağrısı, baş, sırt ve eklem ağrısı şeklindeydi.
Esas katil enfeksiyona eşlik eden grip virüsünün direkt
olarak oluşturduğu pnömoni (zatürree) idi.
22 Ekim 1918’de San Francisco Board of Supervisors, toplu
yerlerde maske takma zorunluluğu getiren bir yasayı kabul etti ve San Francisco
Chronicle bunu “Maske Takın, Hayatınızı Kurtarın” şeklinde anons etti. Maske
influenzaya karşı % 99 etkiliydi. Takip eden ay San Franciscoluların büyük
kısmı bu kurala uydu. Beyaz maskeler işe yarıyor görünüyordu, tabii ki aşılar
da! Kasım ayında influenza aktivitesi azaldı ve vaka sayısı düştü. 21 Kasımda
şehirdeki tüm sirenler çaldı ve artık maske takmak gerekmediği bildirildi.
Hastalık yenilmiş gibi görünüyordu. Maske takma zorunluluğunun kalkmasıyla iki
hafta sonra grip vakalarının sayısı giderek yeniden artmaya başladı. İspanyol
gribinin ikinci raundu başlamıştı. Maske karşıtları, politikacılar ve halkın
bıkkınlığı nedeniyle maske kullanımından vazgeçildi. Hastalıkla ilgili tek iyi
özellik ise hastalığın ortaya çıkışından 2-3 hafta sonra ortadan kaybolmasıydı.
İspanyol gribi olarak bilinen bu bulaşıcı katil, halk toplantılarının
yasaklanmasına neden olmuştu. Bir ailede İspanyol gribinden ölüm olduğunda,
aile evinin ön kapısına beyaz bir çelenk asardı. Gripten ölenler için toplu
cenaze törenleri yasaklanmıştı. Ölenlerin cenazesine çok yakın aile bireyleri
katılabiliyordu. Bazı bölgelerde ilaç satan yerler ve kasaplar hariç, tüm
mağazalar ve salonlar saat 19.00’dan sonra kapatılıyordu. İnsanlara mağazalar
ve sokaklarda toplanmamaları, kalabalık gruplar oluşturmamaları söyleniyordu.
Bowling salonları, havuzlar ve bilardo salonlarına 25 kişiden fazlası
alınmıyordu. Her türlü toplantı yasaktı; okul, tiyatro, sinema, dans...
Kurbanlar, diğer katil grip salgınlarındakinden farklıydı. Genellikle 20-40 yaş
arası genç ve sağlıklı insanlar hayatını kaybetmişti. Ölüm hastalığın
başlangıcından saatler veya günler içinde zatürree ile geldi. Akciğerler kanlı
sıvı ile doluyordu. Doktorlar ne olduğunu anlayamamışlardı. Sonuçta bunun
hayvandan insana bulaşan bir virüs olduğu düşünüldü. 25 milyon insan öldü .
İnanılmaz bir hız ve inanılmaz derecede büyük bir rakam! Dünya tam bir şoktaydı
ve herkes dünyanın sonunun geldiğini düşünmeye başlamıştı. Çünkü bu kadar çok
insan böyle bir hızla savaşlarda dahi ölmemişti. 1918’de hastalıktan ölenler
üzerinde otopsi yapılırken doktorlar bazı örnekler alıp formaldehidde
saklamışlardı. Bu örneklerden biri 26 Eylül 1918’de 21 yaşında gripten ölen
genç bir askerin akciğeriydi. İşte bu örnekten virüs belirlendi.
Bu araştırmalar sonucunda virüsün önce kuşlardan domuzlara,
daha sonra da domuzlardan insanlara geçtiği görüldü. Bu virüs, tüm virüsler
içinde en ölümcül olanıydı. Virüs kuşlarda barınıyor ancak nadiren domuzları
enfekte ediyordu.
Hastalanan domuzun immün sistemi virüsü yenmek için harekete
geçiyor, virüste o zaman hayatta kalabilmek için mutasyon geçirerek şekil
değiştirmek zorunda kalıyordu. Daha sonra görülen 1957 Asya gribi ve 1968 Hong
Kong gribi bu şekilde mutasyona uğramış domuz virüsleri ile ortaya çıktı.