Kadınlar
kalplerine yenik düşüyor
Bugüne dek kadınların bir numaralı düşmanının meme
kanseri olduğu sanılıyordu. Ancak son yıllarda kalp hastalıklarından ölen kadın
sayısının kanser nedeniyle ölenlerden daha fazla olduğu ortaya çıktı.
Sekiz kadından birinde görülen meme kanseri kadınların en
korktuğu hastalıklardan biri. Oysa kadınların en fazla korkmaları gereken
hastalık, 3 kadından birini etkileyen kalp-damar hastalıkları olmalı. Yalnızca
Avrupa'da her yıl 2 milyondan fazla kadın -tüm ölümlerin yüzde 43'ü- bu
nedenle ölüyor. Bu da kadınların bir numaralı düşmanının meme kanseri değil,
kalp olduğunu gösteriyor.
Pek çok insan kalp-damar hastalıklarını daha çok erkek
sorunu olarak görme eğilimindedir. Oysa bu hastalıklar kadın erkek ayırımı
yapmıyor. Kaldı ki çeşitli nedenlere bağlı olarak bunların ölüme yol açma ve
sakat bırakma olasılığı kadınlarda daha yüksektir. Kadınlarda 60 yaşına kadar
bir belirti vermeyen kalp hastalıkları, erkekler söz konusu olduğunda 10 yıl
önce kendini belli etmeye başlar. Kadınların menopozdan önce hormonları
sayesinde kalp hastalıklarından korundukları sanılıyor. Ancak bu, kadınların
pre-menopoz döneminde kalp rahatsızlıklarına karşı doğal bir bağışıklığa sahip
oldukları anlamına gelmiyor. Yalnızca İngiltere'de kalp hastalıklarından her
yıl 45 yaşının altındaki 1.500 kadın ölüyor. Kadınların kalp-damar
sistemlerinin strese, hormonlara ve aşırı miktardaki doymuş yağlara ve
toksinlere farklı tepki vermesi, kadın kalbinin erkeklerden bağımsız olarak ele
alınmasına yol açtı.
Son yapılan araştırmalara göre, 30'lu yaşlarında erken
menopoza giren ve sigara içen kadınlarda kalp krizi geçirme riski iki veya üç
misli artar. Eğer yumurtalıkları 35 yaşından önce alındıysa bu risk 7 misline
çıkar. Kadınlarda kalp krizinin belirtileri erkeklerdekilerden biraz farklıdır.
Soluksuz kalma, terleme, mide bulantısı, kusma, boyun, kol ve omuz ağrısı bu
belirtilerden bazılarıdır.
Kadınlarda görülen kalp krizinin önemli bir nedeni de
kadınların egzersize yeterince zaman ayırmamaları. Dolayısıyla kadınların kilo
alma eğilimi erkeklerden daha fazla. Vücut-kütle endeksi 25'in altında olan
kadınlar normal, 25-30 arasındakiler kilolu, 30'un üzerinde olan obez olarak
sınıflandırılıyor. Ayrıca kilonun miktarı değil, nasıl dağıldığı da kalp krizi
riski açısından önemlidir. Kadınlarda yağlar erkeklere oranla daha orantılı
dağılmakla birlikte aşırı kilolu kadınlar iki çeşit: Yağların bel kısmında
yoğunlaştığı ''Elmalar'' ve yağların kalça ve baldırlarda yoğunlaştığı
''Armutlar''. Son yapılan araştırmalar armutların kalp krizi riski açısından daha
şanslı olduklarını gösteriyor. Yine kolesterol ölçümleri ile kalp krizi riski
arasındaki ilişki de kadınlarda erkeklerde olduğundan daha farklıdır. Örneğin
erkeklerde yüksek LDL oranı kalp krizi riskini işaret ederken, kadınlarda
yüksek trigliserit oranı bu açıdan daha tehlikelidir. Son bulguların ışığı
altında kadınların menopozdan önceki dönemlerinde kalp krizi riskini hafife
almamaları, sağlıklı yaşam için gerekli olan önlemlere mümkün olduğunca erken
başlamaları önerilmektedir..

Kadınların menopozdan önce hormonları sayesinde kalp
hastalıklarından korundukları sanılıyor. Ancak bu, kadınların pre-menopoz
döneminde kalp rahatsızlıklarına karşı doğal bir bağışıklığa sahip oldukları
anlamına gelmiyor.